Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern, Avustralya'nın Türkiye'de yakalanan bir terör zanlısının çifte vatandaşlığının kaldırılmasını eleştirdi
AVUSTRALYA vatandaşlığı geçen yıl iptal edilen Melbournelu bir kadın, Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern'in Başbakan Scott Morrison'ı "sorumluluğu başından atmakla" suçlamasının ardından, iki ülke arasındaki siyasi bir çekişmenin merkezinde yer alıyor.
ABC, tartışmanın merkezinde yer alan kadının, geçen yıla kadar hem Avustralya hem de Yeni Zelanda vatandaşı olan Melbourne'da yaşayan 25 yaşındaki Suhayra Aden olduğunu ortaya çıkardı.
Aden, 2014 yılında terör örgütü İslam Devleti altında yaşamak için Melbourne'dan Suriye'ye gitti. Oradayken İsveçli bir erkekle evlendi ve ikisi ölen üç çocuğu oldu. Çocuklarından biri de Suriye'deyken zatürreden hayatını kaybetti.
Kadının, geçtiğimiz pazartesi günü Suriye'nin kuzeybatısında uzun süredir yaşadığı İdlib İli'nden Türkiye'ye geçerken Türk yetkililer tarafından yakalandığı bildirildi. Hayatta kalan iki ve beş yaşındaki iki çocuğu ile birlikte gözaltına alındı.
Türkiye Savunma Bakanlığı'nın pazartesi gecesi sosyal paylaşım sitesi Twitter'da yaptığı açıklamada, "Suriye'den ülkemize girmeye çalışan üç Yeni Zelanda vatandaşı Reyhanlı İlçesi'nde sınır görevlilerimiz tarafından kaçak olarak yakalandı" denildi.
Açıklamada, "gözaltına alınanlar arasında yer alan 25 yaşındaki SA isimli kadının terör örgütü İslam Devleti'nin üyesi olduğu" kaydedildi.
Türkiye Hükümeti, geçmişte sadece İslam Devleti altında yaşayan ve savaşa veya fiili terör eylemlerine katılmayan kişileri de "terörist" olarak tanımlamıştı.
Ardern'den Avustralya'ya suçlama
Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern geçtiğimiz salı günü düzenlediği basın toplantısında, Avustralya Hükümeti'nin Aden'in vatandaşlığını iptal etmemesi gerektiğini ve Başbakan Morrison'ın bu kadınla ilgili "sorumluluğu üzerinden attığını" söyledi.
Kadının altı yaşındayken Avustralya'ya gitmek üzere Yeni Zelanda'dan ayrıldığını ve buradan Avustralya pasaportu ile Suriye'ye gittiğini söyleyen Ardern, Avustralya'nın vatandaşlıktan çıkarma konusunda kendi çıkarlarına göre hareket etme yolunu seçtiğini kaydetti.
Konuyu geçen yıl Morrison'a ilettiğini ancak endişelerinin bir kenara atıldığını söyleyen Ardern, Avustralya'yı "sorunlarını Yeni Zelanda'ya ihraç etmekle" suçladı ve kadının sadece kendi vatandaşları olması halinde sorumluluğu üstlenmekten kaçınmayacaklarını söyledi.
Bu konuda atılacak doğru adımın vatandaşlıktan çıkarma yarışına girmek olmadığını ve Avustralya'nın iyi niyetle hareket etmediğini ifade eden Ardern, Yeni Zelanda'nın şu anda Aden ve çocuklarına konsolosluk desteği sunmaya çalıştığını bildirdi.
Ardern'in yorumlarına yanıt olarak Morrison ise, "Avustralya Başbakanı olarak, Avustralya'nın ulusal güvenlik çıkarlarını ilk sıraya koymak benim görevim. Sanırım tüm Avustralyalılar buna katılıyor" dedi ve şöyle devam etti:
"Parlamentomuzdan geçen mevzuat, kişilerin bu tür terörist faaliyetlerde bulundukları anda çifte vatandaşlığını otomatik olarak iptal ediyor. Şimdi Yeni Zelanda Hükümeti'nin bununla ilgili bazı sorunları olmasını anlıyorum."
Avustralya’nın, terör örgütleriyle birlikte olan kişilerin vatandaşlık ayrıcalıklarından yararlandığını görmek istemediğini belirten Morrison, "Bunu yaptıkları anda ülkemizin düşmanı olarak vatandaşlığı kaybederler" şeklinde konuştu.
2019'da Suriye'de İslam Devleti'nin düşüşünden bu yana, 60'tan fazla Avustralyalı kadın ve çocuk Suriye'nin kuzeydoğusundaki gözaltı kamplarında tutuldu. O zamandan bu yana üçünün Avustralya vatandaşlığı, başka bir ülkenin vatandaşlığına sahip oldukları gerekçesiyle ellerinden alındı.
Bunlar arasında Türkiye ve Avustralya vatandaşı olan Zehra Duman da bulunuyor. Duman, Suriye'deki El Hawl gözaltı kampından kayboldu ve geçen yılın ortasında Türkiye'ye geçti. Daha sonra tutuklandı ve İslam Devleti'nde geçirdiği süre kadar üç yıl hapis cezasına çarptırıldı.